Kapadokya Gezi Notları

Kapadokya ile tanışmam biraz geç oldu, çocukluğumda görseydim neler düşünürdüm bilmem ama 30 lu yaşlarımın Disneyland'ı gibi. Bilinmeyen bir zamana ait yeni bir dünyaya ayak basmıştım. Kış geçsin, bahar gelsin diye ertelerken bahar ayına biletleri aldım.

Mayıs ayındaki haftasonu gezimiz Kapadokya'yı tanımak ve keyif almak için yeterliydi. Hiç gitmediyseniz en az 3 gün ayarlamanızı tavsiye ederim. Vaktiniz yok ise 2 günde de çok güzel yerler sığdırabiliyorsunuz. Haftasonu gezimizde Ihlara Vadisine kadar uzanamadık. Yeraltı şehirlerinin tamamını gezmez iseniz, ona da vakit ayırabilirsiniz. Ancak biz yeraltı şehirlerini çok sevdik. İnsanın hayal gücünü artıran ve buradaki yaşamı, dönemin gelişmişliğini gösteren mimarisi ile yeraltı şehirleri inanılmaz bir dünya. 

Bölgenin şekillenmesinde ve yapılaşmasında Hristiyanlığın büyük önemi bulunmaktadır. Roma döneminde Greek leştirilemeyen topraklarda yapılan kazı çalışmalarında çok daha eski dönemlere ait malzemeler çıkartılmış. Özellikle yeraltı şehirleri Hititler dönemine uzanıyor. Yüzyıllar önce gerçekleşen volkanik patlamaların sonucu olarak oluşan peri bacaları, kaya kiliseleri ve gizemli yeraltı şehirleri ile toprak yapısının nasıl yaşam biçimine dönüştüğünü gösteriyor. Kayaların yumuşak tüf yapısı sayesinde kolayca oyularak şekil verilmesi ile inşa edilen yapılar aynı zamanda ısının yalıtılmasına ve korunmaya katkı sağlamış. Yerin metrelerce altında bile nemsiz bir ortam oluşmasını sağlayan kayaç yapılar; şarap mahzeni, tahıl ambarı olarak kullanılarak yaşamın burada sürdürülmesini sağlamış.

Kapadokya’ya Ulaşım

Kapadokya’ya Nevşehir ve Kayseri havalimanlarından ulaşabilirsiniz. Kapadokya Kayseri-Nevşehir arasında kalan bölgeye verilen isim olduğu için bu bölgedeki önemli yerleşimler; Ürgüp, Avanos, Göreme, Uçhisar, Ortahisar, Çavuşin'dir. Yerleşimler arası ulaşım mümkün ancak zamanınız bizim gibi kısıtlıysa araba kiralamanızı tavsiye ederim. Haftasonları artan talep sebebi ile araç kiralama fiyatları oldukça yüksekti. İstanbul’dan araçla gitmenizde daha karlı olabilir. Uçak biletlerini almadan araç kiralamaya mutlaka bakın. Araç kiralamazsanız, minübüsler ile gezebilirsiniz. Gezi planınızın kapsamını daraltarak, kolay ulaşımı olan yerlerden başlayabilirsiniz. Araç parketme konusunda Göreme Açık Hava Müzesi dışında zorlanmıyorsunuz. Haritadan bakınca birbirine uzak görünen yerleşim yerlerine araçla 15 dk gibi kısa bir sürede ulaşabiliyorsunuz.

Kapadokya Peribacalarının Oluşumu

Büyülü topraklar diyorum çünkü burada yaşayan medeniyetler, dokunuduğunuzda şekil alan güzel toprağı, bu topraklarda yetişmiş insanların güzelliği ve kayaç toprakların yüzyıllarca aldığı büyüleyici şekiller insanı kendine çekerek, sarıp sarmalıyor. Şansımıza yağan yağmur günümüzü öyle keyifli hale getiriyor ki anlatamam. Toprağın gözenekli yapısı sayesinde suyu emerken, çamura bulaşmadan rahatça gezebiliyorunuz. Havanın yarattığı kontrastlıkta kırmızı kayaç yapısındaki dağları ve uzanan vadi gözümüzde daha bir güzel gösteriyor. 

Bir alıntıyı paylaşmak istiyorum;

''Hitit,Frig mitolojisinde; volkan tanrılarının oluşturduğu, yağmur ve rüzgar tanrılarının yumuşak ve sihirli ellerinde biçimlendirdiği Kapadokya planetinde; Nevşehir bölgesi, doğanın yazıp çizdiği ve bize bahşettiği büyülü bir masaldır.'' (Ateş, M., 1996, Kapadokya’nın Başkenti Nevşehir)'’ Kapadokya’da ki freskler ile ilgili okumak isterseniz tıklayınız )

Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ’ın Anadolu Platosun'da sıkışması ve faaliyete geçmesi ile hikaye başlıyor. Bölgeyi kaplayan lavlar, tüf tabakasını oluşturuyor. Bazalttan oluşan ince lav tabakası bazı bölgeleri kaplıyor. Yağmur suları ve akarsular çatlayan bazalt yapısından, kolay işlenen tüf tabakasına ulaşarak vadileri şekillendirmeye başlıyor. Ortaya çıkan bu büyüleyi şapka görünümlü yapılar da peri bacaları olarak anılıyor. Şapkalı, konik, mantar biçimli sivri sert kayalar peri bacalarının ayakta durmasını sağlamaktadır. Bunlar gövdeye nazaran daha güçlü kayalardır. Ağır katmanları oluşturan şapkalar aşağı doğru baskı yaparak, hafif kayaçların sertleşmesini sağlamakta ve yumuşak katmanların direncini artırmaktadır. Özellikle Paşabağı’nda ki şapkalı peri bacalarını incelerseniz yıllar içinde oluşan, yok olan ve oluşmayı bekleyen peribacalarını görebilirsiniz. Zelve, Paşabağ, Çavuşin, Göreme civarında en güzel peribacalarını görebilirsiniz.

Tarihi açıdan incelendiğinde birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kapadokya bölgesinde Hitit, Pers, Roma ve Osmanlı etkileri dikkat çekiyor. Özellikle Roma döneminde ikonların yasaklanması ile bölgeye sığınan Hristiyanlar kayaçları işleyerek oluşturdukları kiliseler ve freskler ile bölgede manastır hayatının gelişmesine katkı sağlıyor. Dönemin halkı için söylenenler çok ilginç geldi. 

''Kapadokya halkı kaynaklarda eğitimsiz ve kaba olarak tarif edilmektedir. Bu bağlamda Anthony Meredith'in bölge halkını yılanlardan daha zararlı olarak tanıtan hatta onların akıllıca konuşmaları ihtimalinin bir tosbağanın uçması ihtimali ile aynı olduğunu ifade eden bir şiirden söz edilmektedir. Yine bir hicivde zehirli bir yılanın Kapadokyalı birini soktuğu fakat adam yerine yılanın öldüğü yazılmaktadır. (Nezahat BAYDUR, 1970, Kültepe (Kanes) ve Kayseri Tarihi Üzerine Araştırmalar)

Halkın davranışları ve konuştukları Grekçe, Bizans soyluları ve eğitimli kişiler için son derece kabadır. Basil’in Kapadokyalı gençleri eğitmek için görevlendirdiği Antakyalı Sofist Libanus onlar için “evcilleştirilmesi olanaksız yaban güvercinleri” ifadesini kullanmıştır.’’ (Elif Tokay, doktora tezi, 2007)

AVANOS

Nevşehir havalimanından gelirken, ilk durak çömlekleri ile ünlenmiş Avanos yerleşkesi. Yol üzerinde şehrin biraz dışındaki Chez Galip’in atölyesine uğruyoruz. Sizi hemen kapıda karşılayıp, çay söylüyorlar. Bir yandan çömlek yapmayı izlerken bir yandan çaylarımızı yudumlayarak sohbet ediyoruz. Çömleğimizi şekillendirdikten sonra bize kurutma, boyama aşamaları hakkında detayları anlatarak, aralarındaki farkları gösteriyor. Hitit, Osmanlı ve Çin motifleri ön plana çıkıyor. Hitit Güneşi formundaki şaraplıklar ve bardaklar  sunumu kolaylaştıran yapısı, hizmetkarın sunum esnasında eğilmesini sağlayarak saygı göstermesini,  saygıya uygun bu şaraplık tasarımı, aynı zamanda ortasından geçen hava sayesinde şarabı serin tutuyormuş. Atölyeyi gezerken Chez Galip gelip, ufak esprilerle bizi güldürüyor ve hediye veriyor. Einstein a çok benzeyen bu adam, bölgede çok ünlü. Avanos merkezde birde Saç Müzesi var. Chez Galip’in yıllar önce ülkesine dönen Fransız sevgilisinin saçını keserek ona bırakması üzerine, atölyenin bir kısmı yıllar içinde saçını bırakmak isteyen gönüllü insanlar sayesinde müzeye dönüşüyor. İnsanların kağıtlara adını ve telefonunu yazarak, saçlarını astıkları bu ufak oda oldukça ilginç. 

Avanos’u gezmeye 1973 yapımı Asmalı Köprü’den başlıyoruz. Almanya’da gezdiğimiz Hangeseilbrücke, Geierlay asmalı köprüsünden sonra bu ufak asmalı köprü ve gişirinde bekleyen görevliler bize ülkemizde herşeyin tehlike yarattığını gösteriyor. Asmalı ufak köprü Kızılırmak üzerinde uzanırken, burayı Adana’ya benzetiyorum. Seyhan gibi sessiz ve huzurla akan Kızılırmak, şehre nefes alacak bir alan yaratıyor.

Asmalı köprüyü geçince şehir merkezine ulaşıyorsunuz. Asmalı köprünün ayağından uzanan yolda dondurma ve kebapçılar sıralanırken, bu yol sizi doğruca çölekçilere çıkaracaktır. Aracınızı bu tarafada parkedebilirsiniz, yol kenarları saatlik 2-3 TL gibi fiyatlarla araç parkı mümkün.

Avanos, çömlek atölyeleri ile ünlenmiş. Topraktan yapılmış süs eşyaları, mumluk, bardak, vazo, tabak gibi hediyelik eşyalar alabilirsiniz. Hepsi el yapımı be birbirinden güzeller. Herkes sizi büyük bir içtenlikle atölyesine davet ederken, çömlek yapımını göstermeyi ve size denetme konusunda gönüllüler. Görmek istiyorsanız mutlaka rica edin, onlar zaten sizden önce soracaktır. Kapısının önünde oturmuş desenlerini işleyen Chez Mehmet’in atölyesine uğruyoruz. Hiç üşenmeden bize bütün renk, desenleri ve ürünlerini anlatıyor. Atölyelerin tamamı mağara şeklinde olduğudan karanlık ve serin. Seramik tabaklarda göreceğiniz ağaç figürü bereketi ve aileyi simgelediği için toprak ürünlerinde yüzyıllardır sıklıkla kullanılıyor. 

Caddeyi takip ederek Sofa Otel’in oradan dönüyoruz. Yukarı çıkan yol üzerindeki evlerin kapı önleri ve taş ev oteller sokağı süslerken, yokuşu çıktıkça muhteşem vadi manzarası sizi karşılıyor. Tepeye çıkarak, Kızılırmak sonrasında uzanan vadiyi ve onu çevreleyen Kırmızı kayaç dağları seyrediyoruz. Bulutların arasından sızan güneşin keyfini çıkartırken, vadi muhteşem görünüyor. Renk geçişleri, kayaçların yüzyıllarca aşınmış yüzeyleri büyüleyici bir manzara sunuyor.

UÇHİSAR KALESİ

Kaleye giden yol üzerinde Vadi’ye hakim Çiko’nun Yeri hem kahvaltı hem de ufak bir mola için harika bir yer. Biz vardığımızda kahvaltı eden insanları görünce bir gözleme yiyip, çay içelim diye mola verdik. Derken bastıran yağmur sebebi ile ne yapacağımızı şaşırdık. Meğer kayaların içinde sıcacık yanan sobaları varmış. Çaylarımızı sobanın üzerindeki çaydanlıktan içerken, sobanın sıcağı hoşumuza gitti. Kapadokya hakkındaki dergileri karıştırırken, kahvelerimizi yudumladık. Sohbet muhabbet derken, ayrılmak istemedik. Öyle sıcak samimi ve yardımsever insanlar ki, evimizdeymiş gibiydik. Yağmur dinip, hava açılana kadar kaldık.

Uçhisar Kalesi, vadiyi tepeden görme imkanı sunarken, eşsiz bir manzaraya hakim. Merdivenlerden ine-çıka kaleye tırmanıp, etrafı gezebilirsiniz.

GÜVERCİNLİK VADİSİ

Yeterli toprağa sahip olmayan halk, güvercin besleyerek onların gübreleriyle tarım yapıyorlarmış. Güvercin gübrelerini toplayabilmek için kayaçlara ufak yuvalar açarak, onlarla iç içe bir hayat sürmüşler. Gübreleri kullanarak bölgede üzüm yetiştirmişler. Güvercinlerin yumurtalarını da fresklerin alçılarında kullanmışlar. Bu sebeple Kapadokya bölgesinin üzümcülüğü dolayısıyla şarabı ve kuru üzümü oldukça meşhur. Güvercinlik Vadisi, bir dağın içine oyulmuş mağaralar ve güvercin yuvaları ile dikkat çekiyor. Ancak dik bir yamaçta olduklarından karşı tepeden seyredebiliyorsunuz. Buradan Uçhisar Kalesini devamında Kızıl Vadiye uzanan mükemmel bir manzara var. Hafif çiseleyen yağmurda yürürken, kum gibi geçirgen toprak suyu anında emiyor. Yağmur başlayınca rotamızı Yeraltı Şehirlerine çeviriyoruz.

Bir daha Kapadokya’ya gitsem, uzun uzun yürüyüşler yaparım. Bu rotalardan biri de Güvercinlik Vadisinden Göreme'ye kadar yürümek. Böylece Vadi yi uzun solukta yaşayabilirsiniz. 

Yeraltı Şehirleri

Kapadokya bölgesin de çok fazla yeraltı şehri olduğu düşünülüyor. Gün yüzüne çıkartılan yeraltı şehirlerinin sayısı ise az. Hayatın tamamının yeraltında geçirildiği dönemlerde, medeniyetlerin gelişmişliğine ve döneme bağlı olarak farklı alanlar var. Herbir yeraltı şehri, birbirinden farklı yapıda. Genel yaşam biçimleri birbirini andırsa da inişler, odaların yapısı ve ortak alanlar birbirinden farklı. Yeraltı şehirlerinin giriş ücretleri olup, Müze kartı Kapadokya’nın tamamında olduğu gibi bu noktalarda da geçerli. Müze kartı almadan gezmek çok mantıklı değil. Yeraltı şehirlerinin Hititler dönemine kadar uzandığı ve halkın kendini koruma amacıyla dar koridorlar, gizli geçitler, koridorları kapatan yuvarlak kocaman kapılar yapımışlar.

1. Kaymaklı Yeraltı Şehri

Yeraltı şehirleri arasında en karmaşık yapıya sahip olan ve yaşamın izlerini birebir görebileceğiniz yer. Burayı mutlaka ziyaret edin. Kaymaklı yeraltı şehri oldukça iyi düzenlenmiş ve giriş-çıkış yönleri oklarla belirtilmiş, müzeye dönüştürülmüş. Kapalı alan korkunuz var ise girmeyin. Bazı noktalarda tek bir insanın geçişine izin veren dar yollar, insanda sıkışmışlık hissi uyandırıyor. Kaymaklı yeraltı şehri girişinde, yeraltındaki yaşamı canlandırdıkları ve bilgi veren bir video yer alıyor. İnmeden önce izlemenizi tavsiye ederim. Okları takip ederek şehri gezebiliyorsunuz. 8 katlı yeraltı şehri, ufak ufak odalardan, mutfak gibi alanlardan oluşuyor. Mutfaklar öyle yerlere yapılmış ki oradaki hava diğer odalara göre daha serin. Ayrıca kapı girişlerini kapatmak için yuvarlak taşları kullanmışlar. Yeraltında havanın basık ve nemli olduğunu düşünebilirsiniz ancak öyle bir hava sirkülasyonu sağlamışlar ki aşağıda hava hep 13 C civarında, nemsiz tertemiz bir hava var. Aşağıdaki odalara ulaşan havalandırma sistemi inşa etmişler. Tarihe meraklıysanız ve detayları öğrenmek istiyorsanız mutlaka bir rehber eşliğinde geziniz. Dar geçitleri zaman zaman beni ürkütse de gezmekten ve keşfetmekten büyük keyif aldım. Diğer yeraltı şehirleri buraya göre daha ilkel ve düzensiz.

2. Mazı Yeraltı Şehri

Kaymaklı yakınlarındaki Mazı Yeraltı Şehri bir köyün girişinde kalıyor. Yeraltı şehrindeki müze görevlilerine rica etmeniz durumunda size rehberlik ediyorlar. Görevliler hem bölgeyi hem de şehri iyi bildiği için beraber gezerken çok fazla şey öğrendik. Diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak burası pazaralanı olarak kullanılıyormuş. Ayrıca mahkeme salonu buraya açılan tuzak bir kapı, hamam içeren odaları ve düzeni ile ilginç bir yeraltı şehri. İçeride bulunan hamamda pazara gelen insanların yıkandıkları tahmin ediliyor. Girişte hayvanların bağlandığı geniş bir ağıl var. Sanki yeryüzünde büyük bir tehlike varmış gibi bütün hayat yerin altlarına doğru inmiş. Yeraltındaki odalar arası haberleşme bile var. Açılan ince hava delikleri yerin farklı katlarındaki odalarına inerek, insanların birbiri ile haberleşmesini sağlıyor. Medeniyet Avrupa’ya çok sonralarda gitmesinde rağmen çabuk benimsemişler, ilk tuvalet taşı olabileceğini düşündükleri klozete benzeyen bir taş bir kenarda duruyor. Macera seviyorsanız, buradaki boşluktan duvarlara tırmanarak, üst kata ulaşabiliyorsunuz. Taşların kolay işlenebilir olması, uzun zamandır kullanılmayan odaları toz içinde bıraktığı için bazı noktalarda sürünmeniz gerekiyor, bu da toz-toprak içinde kalmanız demek:) Bizde kolayına kaçıp, yukarıdaki odalara dışarıdan tırmanıyoruz. Görevli bize üst kapıyı açıyor ve burası Kral dairesini andırıyor. Adeta alt taraf AVM üst taraf Residence gibi:)

Yeraltı şehrinin karşısında ufak bir bakkal var. Yerel bir tad arıyorsanız, uğrayın ve Bandırma alın. Bandırma; yumuşak, az şekerli bir lokum. Fındık, ceviz ve bisküvi ile yiyebilirsiniz. Tek başına bile çok sevdik.

3. Derinkuyu Yeraltı Şehri

Derinkuyu, adından da anlaşılacağı gibi oldukça derin ve çok sayıda merdiveni var. İnmek ve çıkmakla bitmiyor. Ancak diğer şehirlere nazaran çok daha geniş ve büyük odaları var. Ferah ferah geziyorsunuz.Aşağıda çıkmaz bir odada ufak bir yer var, buradan girince 1 m yanındaki diğer bölmeden çıkıyorsunuz. U şeklindeki bu geçidin sebebini anlayamadık:) Eğlenceliydi! 

Derinkuyu çevresinde yerel tezgahlar ve St Theodore Kilisesi (Üzümlü Kilise) bulunmaktadır. Kocaman bir bahçede bulunan bu güzel kilise bakımsızlıktan dolayı yalnız kalmış. Civardaki çocuklar hemen yanınıza gelerek kilise hakkında size bilgi veriyor. Bahçesine girip, gezebilirsiniz. İçine girilmiyor.

Biraz şehir dışında ve uzakta kalıyor. Aslında buradan Ihlara Vadi’sine devam etmek güzel bir fikir ancak yaklaşan günbatımı kaçırmamak için geri dönmeyi tercih ediyoruz. Vaktiniz var ise buradan Ihlara Vadisi’ne gidebilirsiniz. Haftasonu için geldiyseniz tek gecelik günbatımı şansınızı kaçırmayın. Batmak üzere olan güneşe doğru vadilerde ilerleyerek Kızıl Vadiye doğru ilerliyoruz.

KIZILVADİ

Adını taşından, toprağından alan bu vadi, çevrili olduğu dağlar, taşların ilginç yapısı ile güneşin tam karşıdan batması sebebiyle günbatımınlarının keyifli olduğu noktalardan biri. Kızılvadinin eşsiz renkleri, volkanik patlamaların farklı dönemlerinde farklı mineralleri barındıran trüflerin birikmesi ile oluşmuş. Vadiye girişte araçlardan 2 TL ücret alıyorlar. 1-2 işletmen bulunmakla beraber şarabınızı yanınızda götürebilirsiniz. Hava kapalı olduğu için kızıllığa tanık olamasakta, zayıflayan güneş ışınları arasında vadinin kendi rengi mükemmeldi. Vaktiniz var ise vadinin ortasında bulunan kiliseye kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz. Bütün gün tepelerde gezinip, yeraltı şehirlerindeki merdivenleri inip-çıkınca akşam yemeğini iple çekiyoruz:) Kızıl vadinin güzelliği anlatılmaz, yaşanır. Doğanın renkleri, size sunduğu güzellikler tamamen ana ve size özel. 

Akşam yemeği için gitmeden yer ayırttık. Göreme’de konaklamayı tercih ettiğimiz için yemeği bu çevrede yemeyi ve çevreyi tanımak için yürümeyi seçtik. Mekanı çizdirince farkettik ki otelimizin 2 bina aşağısında kalıyor. Yemek için çok tavsiye edilen Pumpkin Restorana gittik. Fix menüleri olan mekanda; çorba, meze tabağı, ana yemek ve tatlı ile size güzel bir seçenek sunuluyor. Fix menü et-tavuk seçiminize göre 85-95 TL arasında değişiyor. Aile işletmesi olan mekanın enerjisi ve işletmecileri çok tatlı. Servis yapan Semoş ve Rezzan anne-babaları ile sıcak, samimi ve keyifli bir akşam yemeği sunuyorlar. Mercimek çorbaları ve kuzu incik acayip lezzetliydi. Her hesabı istediğimizde daha gitmeyin çok erken diyerek bizi ikna ettiler ve üst üste gelen çay, kahve sonrası mekanı kapatmadan kalktık:) 

Akşam yemeğinde tattığımız Kapadokya şarabı kanımıza karışınca balona binmeye karar veriyoruz. Bütçe, hesaplama herşey bir anda kaybolarak kendimizi ana ve Kapadokya’yı yaşamaya bırakıyoruz:) Hemen resepsiyondan destek alarak ertesi sabah için kendimize balon ayırtıyoruz. Her zaman denk gelmeyen balon tecrübesini denemek istiyoruz. Balon fiyatlarını 175 euro ya sabitleyerek piyasayı korumaya çalışıyorlar. Biz Voyage firması ile bu tecrübeyi yaşamaya karar vererek, odamıza çekiliyoruz. Sabah 4’te otelden alınarak, Gün doğumunu gökyüzünde karşılayacaktık, çok heyecanlıydık.

Kapadokya’daki balon tecrübemiz için tıklayınız. 

GÖREME

GÖREME AÇIK HAVA MÜZESİ

Kapadokya’nın en çok ziyaret edilen ve büyük müzesi diyebiliriz. Müzenin girişi dik bir yokuşta kalıyor. Turla gelen ziyaretçiler, öğrenciler herkes burada gruplar halinde gezince dar olan yerlere girip çıkarkan sorun yaşıyorsunuz. Pazar günü gittiğimiz için oldukça kalabalıktı. 

Kayaların içlerine oyulmuş kilise, şapel gibi dini mekanların ağırlıkta olduğu vadide ayrıca yemekhaneler bulunuyor. Burası yaşam alanından çok ibadethane olarak kullanılmış. Hristiyanlığın yasak olduğu dönemlerde buralarda saklanmışlar. Kilise duvarlarına İncil’den sahneler resmedilmiş. Yüzyıllarca bölgenin korunmamasına rağmen bir çoğu yok olmamış. Kiliselerin bir çoğu tek kişilik geçişlere izin veren dar alanlardan oluşurken, içlerinde ölülerin gömülmeden önce bekletildiği mezarlar bulunuyor. Ayrıca duvarlara çizilen freskler farklı dönemleri simgelerken, okuma yazma bilmeyen rahipler için İncilde’ki betimlemeler duvarlara resmedilerek rahiplere kolay bir anlatım yolu seçilmiş.  Halkın kutsal kitaplardaki betimlemeleri duvarlara aktararak oluşturdukları sembolik tasvirlere ikon deniyor. Roma döneminde artan ikon lar ile beraber halkın kendi oluşturdukları tasvirlere tapması ile putperestlik yayılmaya başlayarak III. Leon’un ikonları yasaklaması ile beraber İkonaklazm dönemi (ikonları yıkma) dönemi başlamıştır. Uzun süren bu süreçte korunaklı olan Kapadokya bölgesine sığınan Hristiyanlar hayatlarını burada sürdürmüşler. Bu döneme ait kilise duvarlarında kırmızı renk ile oluşturulan simgesel ve geometrik motifler ön plana çıkıyor. Bu dönemin sona ermesi ile bazı kiliselerde de ikonlar ( İsa, Meryem, Azizler ve Havariler ile dini hikayeler) resmedilmeye başlamış.

Kilisenin küçüğüne şapel deniyor. Kiliselerin merkezinde bulunan silindirik oyuklara Apsis ve insanların oturduğu bölümler Nef olarak adlandırılıyor. Göreme açık hava müzesindeki kiliseler;

  • Aziz Basil Şapeli
  • Elmalı Kilise
  • Aziz Barbara Kilisesi
  • Yılanlı Kilise
  • Karanlık Kilise
  • Aziz Catherine Şapeli
  • Çarıklı Kilise

Elmalı Kilise; ismini kilisenin tavanından ziyaretçileri izleyen Archangel Michael’in elinde tuttuğu kürenin elmaya benzetilmesinden geldiği söylense de bir bazı kaynaklar ismini önündeki geniş elma bahçesinden aldığını söylemektedir. Mikail Müslümanlıktaki 4 büyük melekten biri olup, doğa olaylarını temsil etmektedir. 9 kubbeli 4 kemerli ufak kilisenin duvarlarındaki resimler günümüze kadar kayboldan kalmış. 

Aziz Barbara Kilisesi’ne birkaç merdivenle çıkıyorsunuz. Duvar boyamalarında kullanılan kırmızı boya kazıyarak çıkmadığı için oldukça dayanıklı bir teknikle yapılan resimler yüzyıllarca korunabilmiş.

Yılanlı Kilise, yeşil ejderha figürünün yılana benzetildiğinden yılanlı kilise olarak anılmaktadır. Aziz George’un ejderha ile savaşının duvarlarına tasfir edildiği kilise tamamlanamamıştır. Mısırlı keşiş (hermit) Aziz Onunphrius kilise duvarına uzun sakalı ile yarı kadın yarı erkek olarak tavfir edilmiş.

Kayaların içlerine oyulan kiliselerin yanı sıra yükseklerde yer alan yemekhaneler bulunuyor. Mutfakların yanında yer alan yemek salonlarında taş masalar ve oturma yerleri bulunuyor. Büyük masaların olduğu yerde yemek masasının sonunda şırahane var. Dönemde şarap üretimi ve sofrada bulunmasına önem veriyorlar. Mutfak girişlerinde de kocaman tandır çukurları göze çarpıyor. 

Karanlık Kilise, sadece meraklısının girişi için ayrılmış ve giriş için ayrıca 10 TL  ödemeniz gerekiyor. Tepede kalan karanlık kilise fazla ışık almadığı ve yüksekte kaldığından içerideki çizimler ilk günki canlılıklarını koruyor. Bütün duvar ve tavanların İncil ve Tevrattan sahnelerle resmedildiği kilisede son akşam yemeğinin bir kopyası bulunuyor. Masada kocaman bir balık yeniyor. Çarıklı ve Elmalı kilise duvarlarında görülen Tevrat sahnelerinin canlı hallerini burada görebilirsiniz.

Aziz Catherine Şapeli, geometrik şekillerin ön plana çıktığı daha önceki dönemleri temsil ediyor. 

Çarıklı Kilise, Karanlık kiliseden sonra fresklerin en iyi korunabildiği kilisenin alt katında mutfak yer alıyor. Orayı ufak bir cafeye dönüştürmüşler. Son akşam yemeğinin bir tasfiri de burada yer alıyor. Bu sefer havarilerin yemek yediği masadaki tabak boş olarak resmedilmiş.

Güllüdere Vadisi

Çavuşin ve Göreme arasındaki bu uzun vadiyi zamanımız yetmediği için yürüyemedik. Trekking için tercih edilen bu rotada Üç Haçlı ve Ayvalı Kilise yer alıyor. Vaktiniz var ise 4 km lik bir yürüyüş ile vadinin keyfini çıkarabilirsiniz. 

ÜÇGÜZELLER

Ortahisar-Ürgüp yolu üzerindeki üçgüzeller adına yazılan hikaye sebebi ile en çok fotoğraflanan ve ziyaret edilen peribacaları arasında. Yolun üzerinde yanyana kalan üç tane peri bacası çevresinde başka birşey bulunmuyor. Birçok açıdan 2 tane görünen üçgüzeller in bulunduğu tepede bir mola verip, fotoğraf çekmeyi ihmal etmeyin.

ÜRGÜP

Hepimizin Asmalı Konak dizisinden bildiğimiz ve sevdiğimiz yerleşim, bu bölgedeki en büyük yer diyebiliriz. Şarap üreticileri ve mahzenlerde bu bölgede yer alıyor. Turasan Şarap Fabrikası en büyük şarap üreticilerinden biri olup, rahatlıkla şarap tadımı yapabileceğiniz büyük bir merkeze sahip. Bar kısmında şaraplarını tadarken, üzümler hakkında bilgi alabilirsiniz.

Efendi Wine House’ a uğrayarak onların da şaraplarını tadıyoruz. İçeride şarapların arasında şaraplarını tadabilirsiniz. Mola verip, biraz keyif yapıyoruz. Kalecik karası şarabını çok beğeniyoruz. 

Ürgüp’ün yerel pazarı cumartesi günü kuruluyor. Ürgüp ziyaretinizi Cumartesi gününe alarak yerel pazarı ziyaret edebilir, köylülerin yaptığı kuru kaymağı tadabilirsiniz. Bölgenin kuru meyvelerinin yanı sıra sütte kavrulan kabak çekirdeği de ünlü ve kaçırılmayacak tatlar arasında. 

Temenni Tepesi

Ürgüp’ü tepeden izlemek ve Erciyese uzanan manzarayı seyretmek için Temenni Tepesine çıkabilirsiniz. Ayrıca, Osmanlı döneminden kalan iki türbe bulunuyor. Selçuklular döneminde ticaret yolu üzerinde bulunan Ürgüp, Konya ve Niğde’yi bağlar konumdaydı. Bir anne ve iki kızına ait olan Altı kapılı türbe ve Temenni türbeleri bulunmaktadır.

Asmalı Konak hayranı iseniz, burayı da ziyaret edebilirsiniz. 

Çavuşin

Dervent Vadisi

Burası Zelve ve Paşabağına giden yol üzerinde ufak bir vadi. Özellikle deve şeklinde form almış peribacası en ilgi çekici olanı. Burası hayal vadisi olarak geçiyor, hayal gücünüze göre gördükleriniz ve benzettikleriniz değişebilir. Özellikle öncesinde Ürgüp'te şarap tadımı yaptıysanız. Yol üzerinde uğranabilecek ufak bir vadi.

Zelve Açık Hava Müzesi

İki dağın arasında gizli bir vadiye konumlanan yaşamdan oldukça ilginç izler kalmış. Kiliseler, yaşam alanları, dağların sırtlarına oyulan evler, birbirine geçen merdivenler ile Kapadokya’nın ilgi çekici yerlerinden biri. Buraya girişte turnikeler var ve müze kartınızı okutarak giriyorsunuz. Önemli noktaların önlerine tabela koymuşlar ancak bilgi içermiyor. Müze haline tam olarak dönüşememiş. Gezmekten büyük keyif aldık. Kendimi bu mağaralarda yaşarken düşünmekten alıkoyamadım. Issız, sessiz etrafta sadece yankılanan güvercin sesleri, müthiş güzel bir manzara ve inip-çıkılan yorucu bir hayat. Ne yiyor, ne giyiyor, neler yapıyorlardı? Zaman makinesi olsa keşke..

Paşabağı 

Zelve den çıkınca, yol üzerindeki kalabalığı göreceksiniz. Herkesin tırmanmaya çalıştığı bir tepe ve gerçek olduğuna inanmakta güçlük çektiğiniz doğal bir güzellik sizi karşılıyor. Masal köyü gibi yıllarca aşınan peri bacaları tepelerindeki şapkaları ile sizi hayal dünyasına götürüyor. Özellikle tasarlanmışlar ve birileri içlerine değerli eşyalarını saklamışçasına kapaklarını açıp, içlerine bakmak istedim:)

Aşağıda biraz gezdikten sonra peri bacalarını ve vadiyi tepeden görmek için beyaz kayalığa tırmanıyoruz. Oldukça tehlikeli bir yer, yürürken zorlanıyorsunuz. Biraz tepeye çıkıp oturuyoruz. Uzun uzun seyre dalıyoruz. Peri bacalarının şekilleri, oluşumu üzerine konuşuyoruz. Bu inanılmaz yapıların doğal süreçte olduğunu düşündükçe şaşırıyorum. Bir sürü faktör bir araya geliyor ve yıllarca aşınarak, kendinden vererek ortaya harika bir görüntü çıkıyor. Volkanik patlamalarla başlayan hikaye doğanın yaralarını sararak nerelere getirdiğini gösteriyor. Paşabağ mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasında!

Burası haftasonu gezimizin son noktası, artık havalimanına doğru yola çıkma zamanı geliyor. Kalan zamanımızı Avanos’ta Kızılırmak boyunca oturup, dondurma diyerek değerlendiriyoruz. Buraların maraş usulü dondurmaları ünlü. Asmalı köprüye doğru sıralanan dondurmacılar, kebapçılar sizleri bekliyor. Kızılırmak’ın sessizliğine katılıp, yemyeşil doğasıyla haftasonu neler yaşadığımızı düşünürken, dönmek istemediğimizi farkediyoruz. Burası bizi çok büyülemişti. İnsana verdiği huzur ömür boyu sürsün istiyorsunuz.

Kapadokya'ya dair Gelecek Planlarımız

Kapadokya’da Trekking

Bir sonraki Kapadokya gezimizde Trekking yapmayı planlıyorum. Birbirinden güzel bu vadiler arasında yürümek ve kaçırdığım detayları yaşamak istiyorum. Birbirine uzanan sessiz vadilerde, güzel toprağında saatlerce yürümek ve sonra tepeden uzun uzun vadileri izlemek istiyorum. Güllüdere, Güvercinlik ve Ihlara vadisi şuan aklımda olan trekking noktaları. Özellikle Güvercinlik’in sakinliği ve oradan Uçhisara doğru giden yolu yürüyüş için çok beğendim. Yaptığım kısa araştırmaları paylaşayım;

1. Güvercinlik Vadisi – Aşk Vadisi – Göreme

Tepede yer alan Trekking tabelası ile başlayabilirsiniz. 4 km lik yürüyüş Ortahisar'dan geçerek Göreme’ye doğru devam etmektedir.

2. Kızıl Vadi

Kırmızı kayalardan oluşan eşsiz mazarada, bağların arasında yürüyüş yapmak için güzel bir rota. Vadide uzun ve kısa iki adet rota bulunuyor. Birini seçebilirsiniz.

3. Güllüdere Vadisi

Kilise, şarap bağları ve ilginç kayalıkların arasında yürünebilecek keyifli bir rota. Ayrıca rotanın sonunda Çavuşin i yakınlarındaki günbatımı noktasına çıkarak, güneşin batışını seyredebilirsiniz.

Çavuşin’den Kızılvadiye her ay dolunay zamanında gece yürüyüşleri düzenleniyor. Oldukça ilgimi çekti. Akşam 20:30-24:00 arasında süren yürüyüş turu, çok keyifli bir programa sahip. İncelemek için tıklayınız.

4. Ihlara Vadisi

Haftasonu turunda Ihlara Vadisine gitmeyi yetiştiremedik. Göreme’den yaklaşık 1-1.5 saatlik mesafedeki Vadiyi uzun bir yürüyüşle gezmek keyifli olacaktır. Normalde vadiyi görmek için oldukça yürüyormuşsunuz. Bu sebeple tur ile gidilmesini ve Vadinin sonundan sizi tur aracının almasını tavsiye ediyorlar. Aksi takdirde otoparka geri yürümek ya da taksi kullanmak gerekiyormuş. 

Yürüyüş rotaları için haritasını kullanabilirsiniz. 

Mutfak

Kapadokya mutfağının en ünlü yemeği testi kebabı. Birçok yerde testi kebabı yiyebilirsiniz. 

Tek gecelik ziyafet hakkımızı Pumpkin Göreme Restoran dan yana kullandık. Fix menü ile çalışan restoranın yemekleri ve çalışanları harika. Aile işletmesi olan mekanda kızları ve çalışanları cıvıl cıvıl neşe dolular. Çorba, meze ve tavuk, bonfile, kuzu incik ten oluşan anayemek seçenekleri ile güzel bir menüleri var. Çay, kahve içmekten otele dönemedik:) Et suyu ile yapılan mercimek çorbaları yediğim en iyisiydi. Fiyatlar 85-95 arasında değişmektedir.

Kahvaltı için Uçhisar kalesine karşı Çiko’nun Yeri’ni tercih edebilirsiniz. Aç değilseniz bile çaylarını içip, bir gözlemeyi paylaşabilirsiniz:) Yağmur sebebi ile sıcacık sobalarının başında saatlerce çay-kahve içip, Kapadokya tarihini okuduğumuz bu yeri asla unutamayız. Kayanın içinde oyulan odalarda yanan kömür sobası ve üzerinde kaynayan sıcacık çay. İlk çay sonrası istediğiniz zaman sobanın üzerinden doldurabilirsiniz dediler. Sanki evimizdeymiş gibi rahat ve lezzetli.

Bandırma – yumuşak lokuma verdikleri isim. Mazı yeraltı şehri karşısındaki küçük markette karşılaştığımız bu eşsiz tadı unutamıyorum. Zaman zaman annemin de yaptığı bisküvi arasına lokum koyup yemek, bandırma ile çok meşhur. Ya da ceviz, fındık ile beraber tüketebilirsiniz.

Ürgüp merkezinde çok fazla kuruyemişçi bulunuyor. Özellikle sütle kavrulan kabak çekirdekleri çok meşhur. Ayrıca Cumartesi günleri kurulan yerel pazarda kuru kaymak bulup tadabilirsiniz. Onun dışında bulmakta zorlanabilirsiniz.

Kapadokya Üzümleri ve Şarapları

Bölgede en çok yetişen üzün Kalecik Karası. Hafif ve meyvemsi tadı ile güçlü olmayan gövdesi sayesinde kolay içimli bir şarap. Ayrıca öküzgözü, merlot daha ağır gövdelere sahip kupajlar ve tek üzümden yapılan şaraplar bulunmaktadır. Bu bölgede sadece kırmızı üzüm yetiştirilmektedir. Bölgede en çok satan beyaz şarap Narince, Tokat bölgesindeki üzümler ile yapılmaktadır. Şarap tadımı yaparken hafif ile başlamanız daha iyidir. Kalecik karası ile başlayıp, merlot ve öküzgözü ile devam edebilirsiniz. Öküzgözü gövdeli olduğundan ağzınızda daha yoğun ve kalıcı bir etki bırakacaktır. 

Şarap tadımı için Ürgüp’teki ünlü Turasan Şarap Fabrikasını ziyaret edebilirsiniz. Turlar yokken gezmek en güzeli, yoksa kalabalıktan ne tattığınızı anlamayabilirsiniz.

Ürgüp’te yer alan Efendi Wine House ta küçük bir restoran olarak hizmet veriyor. Şarap şişeleri arasında oturup, tadabilir, birkaç kadeh içebilirsiniz. Biz Kalecik Karası şarabını çok beğendik. 

Uçhisar, Güvrcinlik Vadisi yolu üzerindeki Kocabağ Şarapevi’ni de ziyaret etmeyi unutmayın. Oldukça iyi şarapları var.

Mayıs, 2018

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*