HEIDELBERG GEZİ NOTLARI

Almanya’nın güney sınırı, nehir kenarında kurulan ortaçağ kasabalarıyla tarih dolu zaman geçirmenizi sağlıyor. Neckar nehrinin iki yakısında uzanan eski şehir, tarihi köprüsü ve şehri gözetleyen görkemli kalesi ile keyfle gezebileceğiniz bir kasaba. Almanya’nın romantik şehri olarak bilinen, ressamların, şairlerin, edebiyatçıların dilinden düşmeyen, yemyeşil bir şehir size kucak açıyor. Mevsim geçişlerinde ve yazın keyifle gezebilirsiniz. Kışın kuruyan ağaç dalları ile de farklı bir görüntüye bürünmüyor değil! Almanya’nın 2. dünya savaşında zarar görmeyen nadir şehirlerinden biri olduğundan Neckar nehri boyunca tarihle iç içe yapısıyla insanı sarmalıyor. Dağın eteğine kurulan bu ufak şehri 1 günde gezebilirsiniz. Almaya’nın en eski üniversitelerinden Heidelberg Üniversitesi şehrin genç nüfusunun ve dinamik yapısının kaynağı.

1. Heidelberger Schloss

Tepeden şehri gözetleyen pembe taşlı görkemli Gotik mimarideki kale, yanına çıkıldığında daha da büyüleyici oluyor.  Rathaus Platz dan yukarıya tırmanan merdivenler ile kaleye 15 dk gibi bir sürede ulaşabilirsiniz. Ayrıca kaleye giriş fiyatına dahil olan füniküler ile de çıkabilirsiniz. Merdivenleri müthiş manzara eşliğinde tırmanmak güzel olsa da haliniz kalmıyor:) Şansımıza füniküler arızalı olunca, tırmanışa geçtik. Fena da olmadı:) Kalenin bahçesi ve sadece binanın dış cephesinin kaldığı açık terası ile kalenin içine girmeden bile gezebilirsiniz. Kalenin terasından bütün şehir ve Karl Theodor Brücke köprüsü ayaklarınızın altında. Parçalı bulutlu Almanya havasında fırsat bulan güneş ışınları parça parça şehri aydınlattıkça büyüleyici bir manzara oluşuyor. Kaleye giriş bileti kişi başı 5 euro. Kalede 220 tonluk kocaman bir şarap fıçısını, kalenin terasını ve içerideki Eczacılık müzesini gezebilirsiniz. Apotheke Museum, ilaç yapımında kullanılan bitki çeşitlerini ve detaylarını içerdiği gibi dönemde kullanılan cam distilasyon ekipmanlarını görebilirsiniz. Kaleye yürüyüş amaçlı gelip, etrafında turlayanlar var.

2. Alt Stadt – Hauptstrasse

Avrupa’nın en uzun yaya yolu olarak bilinen bu cadde, şehrin en kalabalık ve aradığınız herşeyi bulabileceğiniz yeri. Yolunuz buraya mutlaka düşüyor:) Kaleden inip, biraz alış-veriş yapabilirsiniz. Cadde üzerindek el yapımı ahşap oyuncaklar satan Kathe Wahlfahrt’ i mutlaka ziyaret edin. İçerisi binbir çeşit oyuncak ve yeni yıl süsleri ile dolu. Almanya’nın birçok noktasında gözüme çarpan ‘Lebe Gesund’ cadde üzerinde satış yapıyor. Ev yapımı soslar, ekmek, pesto sosları ve kurutulmuş elma dilimlerine bayıldık. Paskalya dönemi gittiğimiz için mağaza vitrinleri yumurta ve tavşanlarla süslenmişti. Ayrıca çok fazla ev dekorasyon ve hobi mağazası vardı. Cadde üzerindeki cafe ve restoranlarda yerel yemeklerin yanında hamburger ve pizza dükkanları da var. Yağmur bastırınca sığındığımız ‘Die Kuhl Die Lacht’ ın hamburgerlerini deneyerek, camın önünden yağmuru izledik. Ev yapımı mayonezlerini ve patateslerini çok beğendik. 

3. Studentenkarzer – Öğrenci hapishanesi

Eski üniversite binasının arkasında bulunan öğrenci hapishanesini mutlaka ziyaret edin. 1823-1914 yılları arasında öğrencileri yargılama hakkı üniversitelere verilip, kendi mahkemelerini ve yargı kurallarını oluşturunca, öğrenciler okuldaki ve dışarıdaki uygunsuz davranışlarından dolayı üniversite tarafından yargılanmaya başlıyor. Derste sakız çiğnemek, gece yatakhanede yüksek sesle şarkı söylemeye kadar, en ufak aykırı davranışlar cezalandırılıyormuş. Cezalı öğrenciler ders dışındaki zamanlarını hapishanede geçiriyorlarmış. 2 günden 4 haftaya kadar hapishane cezası verilebiliyormuş. Ufacık odalarda zaman geçiren öğrenciler yıllar içinde duvarları ve kapıları boyayıp, oyarak kendi imzalarını, anılarını bırakmışlar. Özellikle yüzler ve armalar duvarlarda dikkat çekiyor. Yılalr içinde katı kurallar azaldıkça, üniversitede hapihaneye girmeden mezun olan öğrenci kalmamaya başlamış. Çünkü burası öğrencilerin dışarıdan biralarını alıp, takıldığı, eğlendiği mekan haline gelmiş. 3 euro ödeyerek, gezebilirsiniz.

4. Karl Theodor Brücke

Yapımına 1780 lerde başlanan şehrin semboli haline gelen eski köprüden şehri izlemek keyif verici. Köprüden Neckar nehrinin akan suyunda düşler kurup, Heidelberg kalesini izleyerek ve doğanın ortasında şehrin yeşilliğinin tadını çıkarabilirsiniz. Yıllara meydan okuyan köprü, şehrin iki yakasını bağlarken, şehri tamamlayıp, sizi içine dahil ediyor. Köprünün ayağında yer alan bronz maymun heykelini görmeden dönmeyin, hatta maymunun boş kafasının içinde fotoğraf çektirmek ise gelenekselleşmiş bir eylem:) Heykel elinde tuttuğu ayna ile kendisine bakan kişiye aynayı doğrultuyor. 

5. Philosophegenweg

Almanya’nın ünlü düşünür, edebiyatçı ve filozoflarının yıllarca yürüyerek, düşündüğü bu yolda, sizde kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz. Rengarenk çiçeklerle bezenen dağ yolu, adeta bir ressamın tuvalinden yansımış gibi. Köprünün karşına geçtiğinizde, bu yola bağlanacaksınız.

Heidelberg Mutfağı

Cafe Gundel – Heidelberger Kurfürstenkugel; İçi nugat çikolata ile doldurulmuş, yumuşak hamur toplarının beyaz-bitter çikolataya batırılması ile hazırlanıyor. Pastahane vitrinlerinde kurbağa prens görselleri ile sunuluyor. Karls Platz meydanının köşesindeki Cafe Gundel şehrin en eski pastahanelerinden biri, bir tane Kufürstenkugel almadan şehirden ayrılmayın.

Coffee Nerd, eski şehrin biraz dışında kalan 3. dalga kahve dükkanlarından biri, vaktiniz var ise uğrayıp kahvelerini tadın.

Brauhaus Vetter, yerel biralar tatmak isterseniz özellikle kendi yaptıkları buğday biralarını deneyebilirsiniz. Eski köprüye giden yol üzerinden Steingasse Strasse üzerinde bulunmaktadır. Geleneksel et-patates, sosis-patates Alman tabakları ile yerel yemekler deneyebilirsiniz.

Heidelberg küçük ve rengarenk bir şehir. Bir günde bütün şehri gezebileceğiniz gibi, yürüyüşler yaparak, doğa ile zaman geçriebileceğiniz tarih ve sanat dolu imkanlar sunuyor. 

Mart, 2018